Ah, ne zor, ne meşakkatli bir iştir kendini açmak... Öte yandan daha da zor olanı, kalbini açacağın bir eşe, arkadaşa, dosta sahip olmak... Sonsuz güvenebileceğin, sana asla sırtını dönmeyecek, dönse de paylaştıklarının onda kalacağına sonuna kadar güvenebileceğin bir insana rastlamak...
Hepimizin hayatında var bu tip insanlar ama tam da şu an yazıya ara verip düşünürseniz; sonuç bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar azdır ne yazık ki... Açamıyoruz kendimizi, açılamıyoruz, güvenemiyoruz karşımızdaki kişiye...
Hele ki böylesine sanal, böylesine dokunmadan kurduğumuz ilişkiler çerçevesinde nasıl becerebileceğiz bunu söylesenize...
Zor elbette, çok zor. Halbuki iletişim alanında yapılan araştırmalar gösteriyor ki; bir insanın Açık Benliği ne kadar geniş ve büyükse, iletişim kurma olanakları da o kadar zengindir. Tam tersi; Açık Benliği dar ve küçük olan bireyler iletişim kurmakta sıkıntı çeker.
Peki kendimizi açacağız da ne anlamda buradaki “açmak” kelimesi..? Biriyle karşılıklı etkileşim sırasında bu etkileşimin o anda yol açtığı düşünce ve duyguları paylaşmak. Toplumsal alışkanlıklar sebebiyle açık olmanın önünde çok ciddi engeller var oysa. Zira biz Türk Toplumu; genel olarak; “etraf ne der..?” kaygısını sıklıkla yaşayan bir toplumuz. Hakeza “alaya alınmak”, “ukala”, “geveze” yaftaları yemek en büyük korkumuz. Bu sebeplerden dolayı da bir çok olaya içten içe incindiğimiz halde, karşımızdakine önemi yokmuş gibi davranırız. Hani bizi hiçbirşey kıramaz, üzemez, sıkamaz gibi... Böylelikle karşı tarafa “güçlüyüm” mesajı vereceğimizi sanırız.
Karşımızdaki kişiyle olan etkileşimimizde açık olabilmemizin en önemli koşuludur güven. Her bireye göre süresi değişmekle beraber ilişkiye girdiğimizi kişiyi bir süre inceledikten, sınadıktan, tarttıktan sonra açılmaya karar veririz. Kimi zaman takılır, düşeriz, yanılırız, üzülürüz. Kimi zaman da karşımızdaki kişiye açılmakla doğru bir karar verdiğimizi düşünürüz. Ancak her ne olursa olsun iki kişi arasındaki en doğru ve sağlıklı iletişim; her iki birey de birbirine karşı açık olduğunda gerçekleşir.
Kendimizi açık yüreklilikle ve tam anlamıyla ifade edemediğimiz zaman, karşımızdaki kişinin de bizi yanlış anlaması çok normaldir. O halde öncelikle biz kendimizi doğru, tam ve eksiksiz ifade etmeyi öğrenmeliyiz. Peki ama nasıl..? Diğer yazıda :)
Çok doğru tespitler, teşekkürler...
YanıtlaSil