İtiraf ettik ve rahatladık ki; birbirimizi her zaman dinlemiyoruz. Öte yandan sorumluyu da bulduk; farkına vardık ki; beynimiz, karşımızdaki kişiyi “can kulağı ile” dinlememize en büyük engel. Pek rahatladık hakikaten, oh..! dünya varmış..!
Yapmamız gereken bir eylemi gerçekleştiremeyince sıkılıyoruz. O eylemin yapılmasına engel olan “şey”i de dışarıda arıyoruz maalesef. Hani bir sorumlu bulunca rahatlayacağız. Dinleme konusu da bu tip bir konu. Önceki yazımı okuyan eşim bana; “Bak bir de seni dinlemediğim zamanlarda bana kızıyordun; en başta beynim, senin bu uzun konuşmalarını dinlememe izin vermiyor.” Dedi bana. Peki sadece beynimiz mi sorumlu olan..? Elbette değil. Bana sorarsanız, “tutum ve davranışlar” çok daha önemli “beynimizin muhalefetinden...”
Öğrendim ki; karşımızdaki kişiyi ne kadar iyi tanıyor olursak olalım, mutlaka cümlesini bitirmesini beklememiz lazım. Kardeşimle sohbet ederken çoğu zaman birbirimizin sözünü keseriz. İtiraf ediyorum; yine çoğu zaman, birbirimizin söyleyeceklerini önceden tahmin ederiz. Ama azınlıkta da olsa, illa ki peşin hüküm verip, yanıldığımız olmuştur. Sonuna kadar sabredip dinleyebilsek karşımızdaki kişiyi..!
Öğrendim ki; karşımızdaki kişi, sizin önceden yaşamış olduğu bir olayı yeni tecrübe ediyorsa, onun ne anlattığını dinlemeli, o esnada kendi geçmişimize dönmemeliyiz. "Aman sende, biz seneler evvel yaşadık bunları, ne var bu kadar büyütmeye canım..."
Öğrendim ki; işimize gelmediğinde konu değiştirmemeli, karşımızdaki konuşurken kendi söyleyeceklerimize hazırlanmamalıyız. "Hımmm, sanırım beni olumsuz anlamda eleştirmeye çalışıyor. Dur, ben şimdi cevabını veririm ona."
Düşünüyorum da; iletişimin ilk koşulunu bir kabul edebilsek, hatta kabul etmekle kalmayıp uygulayabilsek; “Herşey Çok Güzel Olacak..!”, tıpkı filmlerdeki gibi. Her birey farklıdır ve her bireyin farklı iletişim şekilleri vardır. Hiç kimseyi; özellikle bir diyalogda karşımızdakini kendimizle karşılaştırmamalı, “Ben olsam...” diye düşünmemeliyiz. Ah..! Yazarken çok kolay ama yaşarken ne kadar da zor öyle değil mi..?
Becerebilir miyiz acaba..? Denemesi bedava :)
Yazın bana bir başka iletişim kazasını anımsattı Ayça'cığım. Konuşurken kimi zaman, karşımdakinin sıkılacağını düşünerek lafı uzatmamak amacı ile aradaki cümleleri atlıyorum. Bu da sebep - sonuç zincirini kırıyor ve yanlış anlaşılmama neden oluyor. Kısa anlatayım, sadede geleyim derken, düşünceler ifadesiz kalabiliyor. Eline sağlık, ne güzel bir konu açtın.
YanıtlaSilNe kadar doğru.. Özellikle uzun konuşmayı sevmeyen ve dinleme eşiği düşük insanlar karşısında bu hataya daha sık düşüyoruz, öyle değil mi canım? Sonuç; anlamsız cümleler silsilesi... Herkes birbirini olduğu gibi kabul etse ve onay gördüğüne inansa, sanırım bu kazalar olmayacak :)
YanıtlaSilCok guzel bir yazi, tesekkurler...
YanıtlaSil