sandıklıdivan

sandıklıdivan
"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

12 Aralık 2012 Çarşamba

Can Kulağı ile Dinlemek

can kulağı ile dinlemek

 

Dinlemek konusuna bir girdik, pir girdik. Konu o kadar önemli ve deyim yerindeyse “dallı budaklı” bir konu ki; yaz yaz bitmiyor. Sizlerden gelen yorumlar da güzel olunca insan daha bir şevkle paylaşıyor naçizane bilgilerimi.


Aslında düşününce, zengin Türkçemizde “dinlemek” hususunda bir çok deyim ve atasözü olduğunu anımsıyorum ilkokul bilgilerimden: Can kulağı ile dinlemek, kulak kesilmek, kulağı delik, başını dinlemek, kendini dinlemek, söz dinlemek vb...


Peki onca yazdık, çizdik; dinlememize engel olmaya çalışan; (içimizdeki ve dışımızdaki) pusuya yatmış, hain düşmanlardan bahsettik; (bkz. Beni Dinler misin? / Bir Kez Daha; Beni Dinler misin?) o halde gerçekten dinlemek için mutlaka ağzımızı kapatmak, susup oturmak mı gerekiyor..? Elbette hayır; nihayetinde iletişim; karşılıklı bir alışveriş olduğuna göre dinlemeyi de etken ve aktif bir biçimde yapmamız gerekiyor.


Özellikle can kulağı ile dinlemek için, biz de bu sürece katılmalı, kısa ve net sorular sorarak aktif olmalıyız. İletişim sürecindeki bu kısa sorular, hem konudan kopmamamızı sağlar, hem de karşımızdakine “Seni dinliyorum, sana değer veriyorum ve seni anlamaya çalışıyorum.” mesajı verir.


Belki de hiç durup düşünmedik, farkına varmadık ama dinlerken beden dilimiz, vücut duruş ve hareketlerimiz, karşımızdaki için çok önemli. Vücudumuzun ona dönük olması, konuşan kişiye karşı biraz eğilmemiz, Erkan Yolaç’ın meşhur; “Evet – Hayır” programındaki gibi (ama o programdakinin aksine) başımızı sallayarak karşımızdakine onay vermemiz, başka şeylerle meşgul olmamamız ve gerçekten ne söylendiğini anlamaya çalışmamız sağlam bir dinleyici olmanın ilk koşulları.


Benim için hepsinden daha önemlisi, belki de ilk sırada geleni ise “Göz İletişimi.” Eskilerden hatırımda kalan; “gözler yalan söylemez.” Şarkısının mısraları ne kadar da doğru. Şahsen iletişimin ilk şartının göz teması olduğuna inanıyor ve kim olursa olsun, karşımdakini dinlerken mutlaka gözlerine odaklanıyorum..


Ve elbette empati... Ancak karşımızdaki ile empati kuruyorsak, illa ki o kişinin görüşlerini paylaşmamız ve söylediklerini mutlaka doğru bulmamız gerekmez. Empatili dinlemek; konuşan kişiyi olduğu gibi kabul etmek ve dinlerken kendimize şunu sormaktır: “Onun yerinde ben olsaydım ne düşünürdüm, ne yapardım..?” veya “Öfkesinin ardında ne olabilir..?” gibi... Gerçi kabul ediyorum ve tecrübeyle de sabittir ki; karşımızda patlamaya hazır bomba kıvamına gelmiş bir konuşmacı varsa; durup da nefes almak, ortamdan soyutlanmak ve dinlemenin hakkını vererek aktif hale gelmek, hele hele empati kurmak hakikaten çok zor oluyor. Ama özellikle ve en azından değer verdiğimiz kişilere karşı bu yöntemi uygulamaya çalıştığımız ve başarılı olduğumuz takdirde “sağlıklı bir dinleme” ve zincirleme olarak da “sağlıklı bir iletişim” kurmuş oluyoruz.


Bizi can kulağı ile dinleyenlerin, bizim de can kulağı ile dinlediklerimizin çok olması dileğimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder