sandıklıdivan
sandıklıdivan
"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."
19 Aralık 2012 Çarşamba
Yaşasın..! Kilo Verebiliyorum :)
Günaydınlar; mutlu ve bereketli bir gün olsun hepimize. İki gündür konuşuyoruz, aklımız elverdiğince, dilimiz döndüğünce, kalemimiz yettiğince yazıp çiziyoruz birşeyler. Neden Kilo Veremiyorum 1 ve 2. bölüm yazıları bugün de devam ediyor ama farklı başlıkla. Zira artık yavaş yavaş da olsa kilo verebiliyorum ve çok ama çok mutluyum :)
Ama gelin görün ki bahsettiğim gibi verdiğim kilolardan mütevellit vücudumda sarkmalar oluşmaya başlayınca durdum ve kendi kendime “ben birşeyleri eksik yapıyorum, kesin.” demeye başladım. Zira bedenim küçülüyordu ama bir diğer yandan ben de yavaş yavaş pörsüyordum..!
Evde küçük bir bebek ile halimi az buçuk tahmin edebilirsiniz. Kendime vakit ayıramaz, derbeder bir haldeyim. Vücut da alışkın değil kilo vermeye galiba, üzerinize afiyet; azıcık da asabiyim :( Herşeye yetişmeye çalışan ve ne yazık ki hiçbir şeye yetişemeyen bir viraneyim :(
Elbette herkes gibi kendimi çok seviyorum.. İnsanoğlu kendini sevmeye görsün; hele bir de esaslı bir karar alıp kendi kendini motive etti mi; inanıyorum ki başaramayacağı hiçbir şey yok şu dünya üzerinde. Kafaya koymak gerek bir kere; kafaya koydun mu; gerisi çorap söküğü gibi geliyor naçizane...
“İşte bu ahval ve şerait içinde” aydım ki; spor yapmadan bu pörsümeler düzelmeyecek..! Oysa spor salonuna ayıracak ne vaktim, ne param ne de fikrim var... Eski sporcuyum nihayetinde..! Öyle “pilates”miş, “step”miş, “yoga”ymış bana göre değil bir kere. Seksenlerin bildiğiniz aerobikçi çocuğuyum ben, her antreman öncesi ısınma hareketleri yapan :)
“Tamam” dedim, “Yarından tezi yok, aerobiğe başlanacak..!” Başladım da... Çektim eşofmanları ayağıma, başladım kızımı uyutuktan sonra salonda ısınma turları atmaya. Zor oldu tabi, ortadaki kazulet gibi sehpa her seferinde bana engel olmaya kalksa da zavallıyı rahatsız etmeden etrafında döndüm durdum ısınmak adına :)
Hepimiz az çok biliriz aerobik yapmayı, eminim. Önce yerinizde sayar, ısınırsınız. Sonra ufak adımlarla yine yerinizde koşmaya başlarsınız. Boyun, omuzlar, kollar, bel derken bir bakmışsınız terlemeye başlamışsınız :) Elinize birer litreden iki tane de pet şişe aldınız mı; dambıllarınız da hazır; memeleri dikleştirmek adına :) Sonra yer hareketleri başlar. Bisiklet çevirmeler, mekik çekmeler, mum duruşu esnemeler... En nihayetinde nabzınızı tekrardan eski haline döndürmek adına yapılan yeniden yerinde saymalar...
Tabi vücut alışkın değil, unutmuş spor yapmaya yapmaya vereceği tepkiyi... Her tarafım et kesmeye başlamaya, karnım acımaya, bacaklarım acı acı ağrımaya başladı :( O yüzden ben de vücuduma fazla yüklenmemek adına haftada iki gün ile başladım aerobik macerama. Haftada iki gün ve her hareketten sadece beşer kere yaptım ilk iki hafta boyunca :) Beş omuz çevirme, beş mekik, beş bisiklet... İki hafta sonra baktım “et kesiklerim” düzelmeye başladı. Sayıları yavaş yavaş arttırmaya başladım günleri aynı tutmak kaydıyla. Bir iki hafta daha geçti böyle; herkese göre süresi ve sayısı değişmekle birlikte.. Bir ay sonra haftada üç güne çıkmanın mutluluğu içindeydim ve orada sabitledim. Haftada üç gün, günde 1 saat :)
Zor oldu tabi, zira evde küçük bir melek olunca zamanınızı ayarlamak, her seferinde aynı saate denk getirmek gibi bir lüksünüz yok maalesef... O size değil, siz ona uymak zorundasınız. Hiç kasmadım kendimi ben de. Ne zaman müsait olursam o zaman yaptım sporumu. Dikkat ettiğim tek nokta; yemeklerden sonra aerobik yapmamak oldu.
Hayatta her güzel şey emek istiyor, sabır istiyor, ilmek ilmek işlenmek istiyor maalesef... Ama öte yandan anlıyorum ki tadı da öyle çıkıyor... Hızla verilen kilolar aynı hızla geri geliyor. Vücudumuz o kadar mükemmel işleyen bir makina ki; siz neyi keserseniz onu arzuluyor; bulamadığında bir başka noktadan o eksikliği tamamlamaya uğraşıyor. “Benim” diyen bilgisayardan akıllı, zeki, pratik ve harikulade..!
Yine yerim azalıyor, yine söyleyeceklerim bitmedi :) Çok mu geveze şu parmaklar, eşimin söylediği gibi; çok mu çenem düşük benim..? Oysa ben, siz karşımdaymışçasına muhabbet ediyorum şurada... Yarın da gelir misiniz bana oturmaya..? Diyeceklerim var; “yürüyüş” hakkında :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder