sandıklıdivan

sandıklıdivan
"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

3 Aralık 2012 Pazartesi

Matematik Bilimini Neden Sevemiyorum..?

Matematik Bilimini Neden Sevemiyorum?

Bloğumun muhtelif köşelerinde bahsetmiştim sayılarla aramın iyi olmadığını. Hatta daha da ileri gitmiş, haddimi aşma pahasına Matematik’ten nefret ettiğimi beyan etmiştim cümle aleme. Pişman mıyım, değilim elbette. Ama bu hikayenin nedenlerine hadi gelin bir de benim açımdan bakalım...

Seksenli yılların başı henüz; bende bir heves, illa ki okuma – yazma öğreneceğim. Hatırlayanlarınız olacaktır mutlaka; o zamanlar TRT’de akşamüzerleri yayınlanan Televizyon Okulu isminde bir program var. İşte bendeniz, ne zaman bu program başlasa işi gücü (oyunu / sokağı / bahçe koşturmalarını / kardeş itiş kakışlarını) bırakıp geçiyorum televizyon karşısına. Annemler başlarda yadırgadıkları bu durumu bir süre sonra kanıksayıp defter, kalem ve programda takip edilen kitabı alıp koyuyorlar önüme.

Anımsıyorum da programdaki öğrenciler hep yaşlı. Tabi o zamanlar nereden bileceğim programın hedef kitlesinin ben olmadığımı. Ben okumayı sökmek istiyorum, azimle çalışıyorum hergün. Nihayet çabalarım meyve veriyor. İlkokul 1. sınıfa başladığım sene deyim yerindeyse şakır şakır okur yazar hale geliyorum.

Ama 1. sınıfta ilk hafta zor geçiyor benim için. Öyle ya; ben evde gazete okuyorum, arkadaşlarım sağa – sola çizgiler çekiyorlar. Sıkılıyorum ama belli etmiyorum kimselere. İkinci hafta dayanamıyorum, usulca yaklaşıyorum öğretmenimin yanına bir tenefüste. Okuma – yazma bildiğimi, derslerde çok sıkıldığımı anlatıyorum dilim döndüğünce. Hatice hanım sağolsun, dikkatlice dinliyor beni. “Madem öyle gel bir sınav yapalım sana” diyor bana. Kabul ediyorum ve öğretmenler odasına doğru yol alıyoruz beraberce.

Kocaman, yuvarlak bir masa hatırımda kalan. Etrafı öğretmenlerle çevrili, bir de okul müdürü var masanın başındaki sandalyede. Koyuyorlar kağıdı önüme, çöz bakalım soruları diyorlar sessizce.

Bütün soruları çözüyorum teker teker. Tam kağıdı teslim edecekken; “bir de arka sayfa var” diyor öğretmenim. Ne olduysa arka sayfayı çevirdiğim an oluyor zaten. Karşımda Japonca mı desem, Çince mi desem, Hiyeroglif mi desem; uzatmayayım garip garip ve anlamlandıramadığım şekiller. Araya serpiştirilmiş kutular...

Şu an net anımsayamıyorum ama bir iki matematik sorusu çözmüşümdür herhalde ki beni direk 2. sınıftan başlatmaya karar veriyor öğretmenlerim ve müdürüm. Sonradan öğreniyorum ki çözemediklerim; o zamanlar çok popüler olan “kutulu” toplama / çıkarma sorularıymış... Bu arada ailemin hiçbir şeyden haberi yok..! Ertesi gün ben yeniden; bu sefer ikinci sınıftan başlıyorum ilkokula.

Şimdi konuyu sonuca bağlamak ve bir sorumlu bulmak gerekirse; benim matematiği bu yaşa kadar idrak edemememin, hala “çaktırmadan” parmak hesabı yapmamın, cep telefonumun ana sayfasına “hesap makinası” koymamın tek müsebbibi elbette ki Televizyon Okulu’dur arkadaşlar. İnsan müfredata Matematik Dersi koymaz mı hiç..?

NOT: Şimdi yazarken merak ettim; matematik dersi vardı da ben mi “ektim” acep..? Bilgisi olan..? Bu konuyu araştıracağım.

2 yorum:

  1. Ben öğretmen değişikliği nedeniyle küsenlerdenim...Lisede özel ders alırken barıştım kendisi ile ama biraz geç oldu...Eğlenceli olmalı matematik, küçükten sevemli çocuklar.. Fobisi varsa bende bu fobi var !

    YanıtlaSil
  2. Haklısın canım... Ama nasıl gıpta ediyorum matematik zekası olanlara, anlatamam...

    YanıtlaSil