sandıklıdivan

sandıklıdivan
"Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

5 Aralık 2012 Çarşamba

Mühendisler Herşeyi Bilir (Mi?)

Mühendisler Herşeyi Bilir (Mi?)

 

Türk insanının tipik özelliğidir; herkes her konu hakkında mutlaka fikir sahibidir. Hatta çoğu nadide kişilik; fikir sahibi olmakla da kalmaz; o konuyu hayatının bir döneminde illa ki zikretmiştir.

İşte ne mutlu bana ki; benim sevgili eşim de hemen hemen her konu hakkında bilgi sahibi olmakla övünür. İşin garibi; ilgi alanında olmayan, hatta cinsiyetine uymayan çoğu konuyu bilir de... Pek tabii ki bu bilgi baloncukları havada rastgele dolaşmazlar. Zira o bildiğinin doğru olduğunu düşünür, ben ise kendi bildiğimin genel geçer kabul gördüğünü düşünürüm ve böylelikle bize harikulade bir çatışma konusu çıkar.

Mesela bilir misiniz ki hem mühendis hem doktordur benim eşim; asla ilaç kullanmaz zira o hastalığı nasıl geçireceğini illa ki bilir. Aşçıdır aynı zamanda; mesela reçel yapılacak, aklınıza gelemeyecek püf noktalarını “şak” diye söyler. Adeta bir Formula 1 yarışçısıdır; araba hakimiyeti mükemmel olan. Hem sonra yön duygusu harikuladedir; kaybolmaz, hatasız harita okur, hiç bilmediği yerlerde bile gideceği yeri bulmak için kimselere yön sormaz. Hani yanlışlıkla; “birine sorsak hayatım” deme hatasına düşmeyin, sanki çok ağır bir küfür etmişçesine, teklifinizden kendiniz utanırsınız.

“Aman ne mutlu sana, ne kadar donanımlı bir eşin var.” Dediğinizi duyar gibiyim. Yutun o kelimeleri arkadaşlar; demeyin. Tüm mühendis erkekleri böyle midir bilemiyorum ama bir insanın bunları bilmesi, yapması anlamına gelmiyor tahmin edebileceğiniz üzere. Zat-ı Muhterem; kendisini, “Koç” olarak tanımlar. Hani bildiğiniz yönlendiren, fikir veren, o fikirleri size cebren ve hile ile uygulatan kişi. Tabi bu kişi çok titiz olunca en ufak detaylar göze batar. Misal; domatesin çekirdeği, meyvenin hamı, pirincin baldosu, evin biblosu falan filan...

Kabul ediyorum; analitik yönden çok gelişmiş şahsiyetler mühendisler. Misal; bir sorun başgösterdiğinde ben o sorunu detaylandırır, hangi noktada yanlış yaptığımı, bunun karşı tarafça nasıl algılanmış olabileceğini, bu tip bir konunun geçmişte yaşanmış olup olmadığını, o zaman nasıl tepki verdiğimi düşünürken eşim bunlarla uğraşmaz. Ortada sorun varsa çözüm odaklı düşünür. Sorunla ilgilenmeyi vakit kaybı olarak görür.

Şimdi yukarıda yazdığım paragrafa baktım da, kendimden soğudum inanın. Ne kadar da detaycı bir kişilik izlenimi... Öte yandan direk çözüme odaklanmak nasıl da rahat, acısız. Bu saatten sonra değişebilir miyim..? Namümkün..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder