Çevreme bakıyorum; herkes
ağızbirliği yapmışcasına aynı cümleyi tekrarlayıp duruyor: Beni anlamıyorsun..!
Ben de dahil, çoğu zaman hepimiz anlaşılmadığımızdan şikayet ediyoruz. Ama ben
onu demek istememiştim cümleleri savruluyor etrafta. Adeta yüzme bilmeyen
çocuklar gibi çırpınıyor, çırpınıyor bir türlü anlatamıyoruz derdimizi.
İşte tam da bu noktada, pes
etmeden evvela, odak noktasını değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Anlıyor
musun yerine anlatabiliyor muyum’a dönmekten bahsediyorum. Zira çoğu zaman
karşımızdaki kişinin anlamadığını düşündüğümüz konuyu, biz anlatamıyoruz
aslında.
O kadar kanıksamışız ki
konuşmayı; durup düşünmeden, ardı ardına, adeta nefes almadan sıralıyoruz
cümleleri. Oysa ki doğru iletişimin en önemli öğelerinden biridir; mesajın
hazırlanması. Bir mesaj (ileti / cümle) vermeden önce kendimizi hazırlamalı,
karşımızdakinin farkında olmalı ve içinde bulunduğumuz mekanı hazırlamalıyız. Bir
düşünceyi ifade etme yeteneğimiz en az o düşüncenin kendisi kadar önemlidir. Zira
kullandığımız sözcükler ve cümleler bizi el üstüne çıkarabileceği gibi tam
tersi yerle bir de edebilir.
Nedir bu mesaj denilen olgu,
biraz açalım mı..? Karşımızdaki kişi ile iletişime geçtiğimizde kullandığımız
cümle temelde dört öğeden oluşur. İhtiyaçlar – Duygular – Düşünceler ve
Gözlemler. Bu dört kategori içinde en kolay ve net iletebildiğimiz
Gözlemlediklerimiz iken en zor ifade edebildiğimiz ve hatta çoğu zaman ifade
edemediğimiz İhtiyaçlarımızdır. Aslında çoğu zaman biz bile neye ihtiyacımız
olduğunun farkına varamayız. “Ne istediğimi ben bile bilemiyorum” cümlesi size
de bana olduğu kadar tanıdık geliyor mu..? Oysa ihtiyaçlarımızı en iyi biz
bilebiliriz. Ne yazık ki çoğu zaman “Benimle ilgilenmeni istiyorum” demek
yerine ilgi çekmeye yönelik enteresan mesajlar iletir ve çoğu zaman da yanlış
hareketler yaparız. Eğer ihtiyaçlarımızı ifade edebilmeyi öğrenirsek insan
ilişkilerimiz de olumlu yönde gelişir.
İşte karşımızdaki kişi ile
kurduğumuz diyalogda; gözlemlerimizi aktardığımız, düşüncelerimizi ifade
ettiğimiz, isteklerimizi bastırmadığımız ve duygularımızı gizlemediğimiz
müddetçe verdiğimiz mesaj Tam Mesaj demektir. Öte yandan pırasayı sevmediğimiz veya
evde sürekli pırasa pişmesinden duyduğumuz sıkıntıyı açıkça ifade etmek yerine
sinirli bir şekilde “Yine mi pırasa yaptın..?” dediğimizde karşımızdaki kişiye
Kirli Mesaj vermiş oluruz. Zira aklımızdan geçeni
açık açık paylaşmak yerine kinayeli bir dille düşüncemizi iletmiş oluruz ve bu
da karşımızdakinde otomatik olarak kendini savunma isteği doğurur.
Kısmi veya Kirli mesajlar kişilerarası iletişimi genellikle olumsuz yönde
etkiler.
Unutmamalı ki insani iletişimin
temelinde duygular ağırlıklı bir yer teşkil etmekte. İletişim’in sanal dünya
üzerindeki bir “İletim” haline geldiği günümüzde duygularını açık ve net ifade
edebilen insanlar çok daha başarılı ve mutlu... Mesajlarınız tam olduğu
müddetçe anlaşılmama riskiniz de azalacaktır bana göre.
O halde; Tam mesajlar verip
alabileceğimiz günlere... J
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder